güzel sözler

 

kadın | sinema | müzik | oyun | güzel sözler | sohbet   

bosluk

Ana Sayfa
haberleryeni
sohbetyeni
müzik
sinema
astroloji
güzel sözler
oyunyeni
kadın
programlarprogramlar
güzeller galerisi
şarkı sözleri
eğlence
tatil
itiraf
MSNyeni
yemek tarifleri
dizileryeni
videolaryeni

Zirve Market!

 
  hızlı menü
  Anasayfa yap
  Favorilere ekle

Biz kimiz
  Bize Ulaşın
  Reklam
 online işlemler
 vergi bilgileri vergi bilgileri
 kpss sonuçları
kpss sonuçları
 bağkur işlemleri
bağkur işlemleri
 emekli sandığı işlemleri
emekli sandığı işlemleri
 ssk hizmet dökümü
ssk hizmet dökümü
 iddaa
iddaa
 tc kimlik no
tc kimlik no
 vergi kimlik no
vergi kimlik no
 telefon rehberi
telefon rehberi
 ehliyet sınav sonuçları
ehliyet sınav sonucları
 yemek tarifleri
yemek tarifleri
 öss rehberi
öss rehberi
 linkler
linkler
 link
link panosu
 gazeteler
gazeteler
 
Ana Sayfa Müzik Sanatçı biyografileri
Özgün - Biyografi, Şarkı Sözleri, mp3, Müzik, Özgün resimleri

BIYOGRAFI

19 Ekim 1979’da Eskişehir’de doğdum. Çalışan bir anne- babanın çocuğuydum. O zamanlar annem sekreter, babam memurmuş. Tek çocuk olarak büyüdüm… Hayatımdaki en önemli kişilerden biri dedem İlyas Küçükcan’dır. Dedem eğitimci ve yazardı.

8 yaşındayken Eskişehir Anadolu Üniversitesi Çocuk Korosu’na girdim. Daha o yaştayken bile tek hayalim konservatuvara gidebilmekti. Ancak babam bu konuya pek de olumlu yaklaşmıyordu. O konservatuvara torpille girilebileceğine inandığı ve de bu konuda benim üzüleceğimi düşündüğü için beni sürekli bu fikirden uzaklaştırıyordu.

Ama ben çok direndim ve de sınav sabahı uyuya kalan babamı zorla uyandırarak konservatuvar sınavına girdim. Sınavda parmaklarıma ve dişlerine baktılar. Aralık olan dişlerimden acaba hava kaçırır mıyım diye korktular herhalde.

Sonuçlar açıklandı, viyola bölümünü kazanmıştım. Annem ve babamla birlikte ansiklopediden viyolayı arayıp bulduk ve nasıl bir enstrüman olduğunu o zaman öğrendim. Çünkü o zamana kadar viyola diye bir enstrüman hiç görmemiştim.
 
11 yaşımda tek başıma Ankara’nın yolunu tuttum… Ankara Devlet Konservatuvarı’nda yatılı olarak okumaya başladım. O okuldaki hele yatakhanedeki ilk günlerimi hiç unutmam. Herkes ailesinden uzak olduğu için ağlıyordu ama ben hedefime ulaştığım için çok mutluydum.

Ailem harçlık yolluyordu ama ben o parayı okuldan kaçıp arkadaşlarımla atari oynayarak harcıyordum. Tabii sonra da aç kalmamak için peynir ekmeğe talim ediyordum.
Öğretmenlerim benden memnundu ama hepsinin ortak kanaati aynıydı. “Çok yeteneklisin ama çalışman gerekir”… Yani çok çalışkan değildim…

Bir yandan da gitar çalıyordum kendi kendime… 16 yaşındayken bu işten para kazanmaya başladım. Tabii hem gitar çalıp, hem şarkı söyleyerek.
Önce kafelerde sahneye çıkmaya başladım. İlk işimden 500 bin lira almıştım.

Yatılı okuduğum için tabii ki sahneye çıkma konusunda çok zorlanıyordum. Okuldan kaçıyor, sahne programımı yapıyor ve gece 03’de tekrar sessizce yatakhaneye giriyordum. Yani o dönem hep kapı yerine pencereyi kullandım. Bu arada ailem okurken çalışmama karşı olduğu için çalıştığımı onlardan da saklamıştım.

Kafelerden barlara transfer oldum. İlk bar çalışmam çok beğenildi ve epey bir popülerlik kazandım. Tabii yaşım küçük olduğu için sanırım bu beni şımarttı ve patrona şartlar öne sürmeye başladım. Sonuç: İşime son verildi… Artık işsizdim…
Neyse ki bu dönem çok uzun sürmedi yine barlarda iş buldum. Gece 24’de sahne alıp, sabahın ilk ışıklarında sahneden iniyordum. 5 kişilik orkestramla yine çok popüler oldum.

Her şey yolunda gibi görünse de ters giden bazı şeyler de vardı… Geceleri çok geç yattığım için viyola çalışmalarım etkilenmeye başlamıştı. Çünkü ben viyoladan çok şarkı söylemeye zaman ayırıyordum.

Mezuniyet dönemim gelip çattığında içimi “ya mezun olamazsam” korkusu sardı. Her şeyden elimi eteğimi çektim ve kendimi okulun çalışma odasına kapatıp sabahlara kadar viyola çalıştım.

Bu sıkıntıları unutturacak bir sonuçla okuldan mezun oldum. 100 üzerinden 99 aldım…Okulda kalmam için teklif geldi. Kabul ettim ama bir yandan da bar çalışmalarına devam ediyordum.

Bu arada Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda da çalışmaya başladım. Araya bir de master sıkıştırdım ve Polonya’ya gidip master class çalışması yaptım.

Polonya dönüşü okulun oda orkestrasında da çalışmaya başladım. Bir yandan da senfoni orkestrası ve dışarıda da bar çalışmalarım devam ediyordu. Tam bir üçgen oluşmuştu. İtiraf etmeliyim bir yanda klasik müzik, öte yanda pop, tam bir ikilem yaşadım o dönemde…

Tabii ki amacım senfonide kadrolu olarak yer alabilmekti. Ama zaman içinde bu ihtimalin zayıfladığını gördüm ve sonunda klasik müzik ile yollarımı ayırmaya karar verdim.

Bu arada pop müzik sanatçıları değil ama kendi sözlerini ve müziklerini yapan sanatçılar benim çok dikkatimi çekiyordu. Bu konuda kendimi yokladım ve bir de baktım besteci kimliğim beni başka bir yöne çekiyor. Artık ben de söz yazıp, beste yapıyordum.

İçimden gelen sese kulak verdim ve de Türkiye’nin iyi müzik yapan müzisyenlerinden ve sevilen pop starlarından biri olma kararı aldım kendi kendime…

Şeytan

Kırk canım olsa birini vermem
sen değmezsin değişmezsin
Seni sahibin sevsin !
Hangimiz haklı, dünyalar farklı
Bu alemde işim olmas
Yaram kalbimde saklı

Bu gece kalbimi evde bıraktım
Ruhumu artık şeytana sattım
Seni sevmekle büyük hata yaptım
Elveda Tatlım..
 
bosluk
bosluk
 
ana sayfa | sohbet | güzel sözler  | oyun  | kadın  | sinema  | müzik  | güzeller galerisi  | şarkı sözleri | eğlence  | komik animasyonlar  | astroloji  | duvar kağıtları  | komik resimler  | tatil  | biyografi  | öss rehberi  | iddaa  | abiye  | gelinlik modelleri

Besserer Pagerank
Bu site medetcafe.com ürünüdür. site içerisindeki içerikten yazarları sorumludur. izinsiz veya kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

 
bosluk
bosluk